<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Arif Gürdenli &#187; Arif Gürdenli</title>
	<atom:link href="http://www.arifgurdenli.com/index.php?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.arifgurdenli.com</link>
	<description>İmkansızı iste, harekete geç!</description>
	<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 22:38:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Değişken şartlarda tutumun önemi</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=211</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=211#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2008 19:44:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[2.Köşe yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Uzun yıllardan beri yelken sporunun içerisinde, hem de en derinlerinde yer alan bir sporcu olarak rüzgarın koşullarına bağlı şekilde performans göstermenin zorluklarını defalarca yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Etkilerini hissetmeye başladığımız krizin derinleşmesiyle birlikte de rüzgar-pazar ilişkisi bazı kavramların aklımda iyice netleşmesine yol açtı.
Gelin benzerlikleri birlikte değerlendirelim:
Öncelikle yelken yarışı rekabetin en üst seviyelerde yaşandığı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardan beri yelken sporunun içerisinde, hem de en derinlerinde yer alan bir sporcu olarak rüzgarın koşullarına bağlı şekilde performans göstermenin zorluklarını defalarca yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Etkilerini hissetmeye başladığımız krizin derinleşmesiyle birlikte de rüzgar-pazar ilişkisi bazı kavramların aklımda iyice netleşmesine yol açtı.</p>
<p>Gelin benzerlikleri birlikte değerlendirelim:<br />
Öncelikle yelken yarışı rekabetin en üst seviyelerde yaşandığı bir oyun alanıdır, aynı iş dünyası gibi. Bu ortamda belirleyici faktör olan pazar koşullarının yerini, rüzgar almıştır. Rüzgar asla sabit esmez; yeri, yönü ve hızı sürekli değişiklik gösterir. Bu günlerde  hemen herbirimizin iş alanında pazar da aynı şekilde davranmıyor mu? Birkaç saat ya da gün sonrasında nasıl bir talep, fiyatlama veya finansal koşullar ile yüzleşeceğimizi asla net olarak öngöremez olduk. Tüm tahminler yanıltıcı, tüm stratejiler değişime yüz tutmuş, tüm uzun vadeli planlar çöpe atılma tehlikesiyle karşı karşıya. Gerçek olan tek öngörü, şu an ve burada.</p>
<p>Rüzgar esip de tekne tam gaz giderken tüm ekip mutlu ve motive. Tekneyi sürmesi kolay, manevralar akıcı, hedefe ulaşma zamanı belli, hatalar tolere edilebilir – aynen kriz kapıya dayanmadan önceki günlerde olduğu gibi. O halde en iyi olanla sıradan olanları birbirinden ayıran faktör ne diye kendime sorduğumda, en iyi ekipler her hava şartında teknelerini o koşullarda olabilecek en yüksek performansta sürekli götürebilenlerdir yanıtını veriyorum. Ya sıradan ekiplerin tercihi? Performanstan kop, sıkıl, şikayet et, geçmiş hızlardan konuş ve daha da YAVAŞLA!</p>
<p>Oysa benim önümde iki seçenek var: ya mevcut rüzgarda tam konsantrasyon ile ekibimi bu koşulların en iyisini üretmeye yönlendirmek ya da belli riskler çerçevesinde farklı rüzgar arayışına gitmek. Her iki seçenek de geri durmaktan daha iyi; bunu yaşadım ve biliyorum. Her rüzgar hızında tekneni mümkün olan en yüksek hıza çıkartmaya çalışmak demek, değişen pazar şartlarına hızlı adaptasyon, her koşuldan memnuniyet, akıllı hedeflerle sürekli daha fazlasını zorlayan bir tutum benimsemek demek. Hayal değil, gerçek – hemen şimdi ve burada uygulamaya geçmek; her metrede rakiplerinden biraz daha fazlasını gidebilmek. Haklısınız, pazarda ciddi bir daralma var, rüzgar azaldı ve bunun sonucu olarak da hız beklenmedik ölçüde düştü, ancak iyiler ile sıradanlar arasındaki hız farklılıkları bu dönemde daha fazla artacak. Rakiplerinden daha çevik olan adaptasyon yeteneğini iyi kullanarak farkı daha fazla açma şansını yakalayacak ve yeni rüzgara ulaştığında, pazar şartları yeniden normale dönüp iyileştiğinde ise kopup zirveye oturacak. Rakibi ise sadece arkadan bakmakla yetinecek ve önündekinin rüzgarının bitmesi için dua edecek; yani işi bundan sonra şansa kalacak.</p>
<p>Belirsizliğin fazla olduğu ortamlarda en önemli eksikliklerden biri de kurumun performans göstergelerinin, verileri yeterince doğru ve hızlı olarak ekibe aktaramamasıdır. Ben teknemde buna çok yatırım yaparım. Tüm ekip arkadaşlarımın performansımızı her an ve doğru olarak görebilmelerini sağlamak ekibin lideri olarak ana görevlerimden biridir. Yüksek teknolojinin imkanlarından sonuna kadar yararlanmak, verilerin doğruluğunu sürekli gözlemleyerek gerekli kalibrasyonları yapmak ekibinizin zor hedeflere olan bağlılığını kesinlikle artırır; tersi ise azaltır. Bu tür koşullarda mücadele edeceksem farklındalığı yüksek kişilerden oluşan bir ekip kurmayı tercih ederim. Kişilerde bilgi ve beceriden daha önemli bir özelliğin, koşullara hızlı adaptasyon becerisi ve etratfa her olan biteni çabuk kavrayıp bunu performansa dönüştürme yönünde gösterdiği istek olduğuna inanırım. Ekipte bir değişiklik yapmam gerekiyorsa, bu tutuma sahip olmayanlardan başlarım ve bunu da herkesin bilmesini isterim. Beklentimi hemen söylerim ama kesinlikle fazla beklemem.</p>
<p>Ülkemizin de içinden geçmesi kaçınılmaz gibi duran kriz ortamında kazanan tutuma sahip olan kurumlarımız değerlerini yükselterek geleceği yakalayacaklar ve rakipleri ile aralarındaki farkı hayal edemeyecekleri kadar çok açacaklar. Bu koşullarda teknelerini yönetmeyi başarabilen kaptanları hep beraber ayakta alkışlayacağız. Ve onlar bize anlatacak organizasyonlarındaki yüksek adaptasyon becerisini nasıl oluşturduklarını ve bu becerinin sürekliliğini nasıl koruduklarını.</p>
<p>Rüzgarın yüzünüze çarptığı her an koşulların değiştiğini anımsayın, doğruları yapmış bir liderin rahatlığıyla havayı içinize çekin ve gülümseyin: rakibinizle arayı biraz daha açtınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=211</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cap Istanbul boğaz yarışı</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=190</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=190#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 06:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1.Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Çoğunluğunu Fransız’ların oluşturduğu Figaro filosu iki kampta toplanıyor: Finistere (Atlantik kıyısı) ve Grande Motte (Akdeniz kıyısı). Atlantik şartları daha sert, sporcuları da sert ve dayanıklı. Akdeniz ise daha teknik ancak daha az dayanıklı. Birkaç İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol ve Türk sporcu da bu filoya kısmen katılıyor. Sezonun en önemli üç yarışı Figaro Solo (İngiltere etrafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğunluğunu Fransız’ların oluşturduğu Figaro filosu iki kampta toplanıyor: Finistere (Atlantik kıyısı) ve Grande Motte (Akdeniz kıyısı). Atlantik şartları daha sert, sporcuları da sert ve dayanıklı. Akdeniz ise daha teknik ancak daha az dayanıklı. Birkaç İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol ve Türk sporcu da bu filoya kısmen katılıyor. Sezonun en önemli üç yarışı Figaro Solo (İngiltere etrafından dönen tek kişilik yarış), AG2R (Atlantik geçişi) ve Cap Istanbul (Akdeniz geçişi). Ben de iki sene önce düzenlenen ilk geçişte Milliyet ekibi adına yarışmıştım. Bu sene ise finansal nedenlerle katılamadığm bu yarışın son ayağı olan Boğaz rotasına Vedat Tezman&#8217;ın 87 no’lu teknesini hazırlayıp katılmayı ve herkese meydan okumayı kararlaştırdık. Ekibi Haluk Babacan ve Kerim Özkan ile de güçlendirdik ve 28 eşit teknenin bulunduğu start hattında yerimizi aldık.<br />
Hava kuzeyden 20kn civarı bir şiddette esti. İstinye’den verilen start biraz kafa karıştırıcı oldu, sanki kimi tekneler erken kimileri geç start aldı. Biz korkarım geç kalan grupta olunca tüm yarış boyunca ekipleri geçmek zorunda kaldık ve bu da bize müthiş bir haz verdi. Neredeyse her stratejik kararda, her tramolada, her atakta bir veya daha fazla tekneyi geçiyorduk. Beykoz’daki ilk şamandıraya 14. vardık, pupada 3 tekneyi geçtik, ortaköye kadar 3 tekneyi daha, kuruçeşmeye kadar 4 tekneyi daha, kandilliye doğru 2 tekneyi daha derken son kıyı geçişinde önümüzde AGIR ve FINANCO kaldı. İstinye&#8217;ye doğru karşıya geçerken Bogaz&#8217;ın ortasında AGIR’in düz rotada üzerinden geçtik ve ikinciliğe yerleştik. Yarışın başından beri açık ara önde giden Financo’ya da sürekli yaklaştık ancak malesef yol bitti, finişe geldik. Bir koy daha gitsek eminim birinci olurduk ancak bu yarış bizi fazlasıyla tatmin etti. İyi bir ekip ile ve tecrübeli olduğumuz sularda yarışmak elbette performansımızı çok artırdı. En önemlisi de Türk’lerin iyi yelkenciler olduğunu tümüne gösterdik. Darısı başka açıkdeniz Figaro başarılarına &#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=190</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Egoların bittiği yerde</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=93</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=93#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:24:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[2.Köşe yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Bu, üç yüksek egolu kişinin ortak bir hedef doğrultusunda nasıl bir araya geldiğinin ve sonuca odaklı yüksek performans gösterebildiğinin gerçek öyküsüdür.
Bir Monaco’lu (Christian Boillot), bir Fransız (Lionel Pean) ve bir Türk (ben), üç kişilik ekiplerle yarışılan bir tekne olan Dragon sınıfının Avrupa Şampiyonası’nda Monaco adına mücadele etmek üzere Oslo’da bir araya geldi. Bu üçlünün, ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu, üç yüksek egolu kişinin ortak bir hedef doğrultusunda nasıl bir araya geldiğinin ve sonuca odaklı yüksek performans gösterebildiğinin gerçek öyküsüdür.</p>
<p>Bir Monaco’lu (Christian Boillot), bir Fransız (Lionel Pean) ve bir Türk (ben), üç kişilik ekiplerle yarışılan bir tekne olan Dragon sınıfının Avrupa Şampiyonası’nda Monaco adına mücadele etmek üzere Oslo’da bir araya geldi. Bu üçlünün, ilk buluşması olması ve şampiyona başlangıç tarihine sadece 3 gün kalması nedeniyle bazı kararları çok hızlı alması ve bir an önce kendi içinde organize olması gerekiyordu.</p>
<p>Öyle üç adam düşünün ki, her biri hem sportif hem de iş hayatında olabildiğince başarılı, 40 yaşını aşkın, yaptığı işi ve yelkencilik konusunu en iyi düzeyde bildiğini savunan, liderlik vasıflarını her fırsatta kullanan ve kendi kararlarını vermeye alışmış kişiler&#8230; Ortaya nasıl bir iş yapış şeklinin çıkacağını kestirmek zor değil: Her konuda tartışan, kendi istediği olsun diye bastıran, hatalı olduğunu kabul etmeyen bir yaklaşım içinde kaotik bir süreç.</p>
<p>İş dünyasının üst yönetici grupları içinde sıkça karşılaştığımız bu durum, belki de sizin ortamınızı anlatıyor. Tek bir farkla, bizde bu durumların hiçbiri asla yaşanmadı. Nasıl mı?..</p>
<p>Öncelikle rolleri ve almamız gereken sorumlulukları masaya yatırdık. Ne de olsa dar sürelerde çok fazla sayıda kararı vermemiz ve sürekli ileri bakmamız gereken bir ortamdayız. Ortak olabilecek görevler için her birimiz en iyi olduğumuz alanları ortaya koyduk ve tartışmasız üstün olunan alanlarda her birimiz mutlak sorumluluğu üstlendik. Bu alanlarda o kişinin onayladığı yaklaşım tartışmasız uygulanacaktı ve aynen öyle oldu.</p>
<p>Bazı alanlar vardı ki, ikimizin ortaklaşa karar vermesi ve diğerinin bunu sadece uygulaması gerekiyordu. Bu süreçte nasıl bir geribildirim şekli olacağını ve iletişim tarzımızı belirledik ve buna uyduk.</p>
<p>Öyle zamanlar oluyordu ki, diğerinin verdiği bir kararı beğenmesen bile uygulaman gerekiyordu ya da farklı bir stratejiyi uygulatmak istiyordun. Böyle durumlarda biliyorum ki her birimiz egolarımızı geride tutmayı ve sadece işimize odaklanmayı zor da olsa başarabildik. Bazen haklı olduğumuz ve içimizden “Keşke benim dediğim olsaydı” diye geçirdiğimiz zamanlar kesinlikle oldu; ancak, bu durum bir kez bile dile getirilmedi. Sadece her günün bitiminde neyi öğrendiğimizin paylaşım seansını özenle gerçekleştirdik.</p>
<p>Bu seanslarda, özellikle birbirimizin kararlarını ve uygulamalarını asla tartışmadık, “keşkeler”i konuşmadık. Sadece ertesi gün neyi farklı yapmamız veya nelere aynen devam etmemiz gerektiğine karar verip birbirimizden keyif almaya devam ettik. Her günümüzü kutladık. Ne de olsa birlikte olmayı gerçekten sevmiştik.</p>
<p>Sonuçta ortaya çıkan çalışma biçimi, her birimizi mutlak tatmin ederken, sürekli yükselebilme potansiyeli gösteren bir başarı grafiği çizdi. Beklenmedik bir iki durum haricinde hep daha yukarıya tırmanmayı başarabildik. Bunu sağlayan en önemli faktörün, ekip olabilme becerisini ilk günden doğru altyapıyla kurabilmemiz olduğunu düşünüyorum. Şartların son derece eşit olduğu ve kazanmaya odaklı 60 rakibin bulunduğu bir mücadelede bu grafiği yakalamak çok kolay değildir.</p>
<p>Bu haftada şu üç değere gerçekten sıkı sıkıya bağlı kaldığımızı düşünüyorum: birbirine güven, açıklık, öz eleştiri.</p>
<p>Eğer ki aynı dili bile konuşmayan, bambaşka kültürlere ve yapıya sahip üç kişi bir araya gelebiliyor ve egolarını geride tutmayı başarıp hedeflerine bağlılık gösterebiliyorsa, yöneticilerin bu ortamı kendi kurumları içinde de yaratma becerisini gösterme zorunluluğu kaçınılmaz bir gerçeğe dönüşüyor. En azından, daha değerli kurumları olan ve daha rekabetçi bir Türkiye için!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=93</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Daha dik orsa gidebilmek için hangisi işe yaramaz?</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=4</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=4#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 07:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[5.Anketler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?page_id=109/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Note: There is a poll embedded within this post, please visit the site to participate in this post's poll.
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=4</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güney yarışı günlükleri</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=78</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=78#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 16:28:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1.Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul – Bozcaada
Starta 15dk kala hattın etrafında heyecanlı bekleyişin başladığı tüm ekiplerin gözünden okunuyordu. Tecrübeli ekipler nereden start edip nasıl bir rota çizeceklerinin hesabını yaparken, az tecrübeli ya da tecrübesiz ekiplerde ise başlarına gelebilecek sorunları nasıl çözeceklerinin endişesini taşır gibiydiler.
Senso One (eski adıyla Mari Cha 4) son dakikada İstanbul’a gelmesini erteleyince ben de Oğuzhan Too [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul – Bozcaada<br />
</strong>Starta 15dk kala hattın etrafında heyecanlı bekleyişin başladığı tüm ekiplerin gözünden okunuyordu. Tecrübeli ekipler nereden start edip nasıl bir rota çizeceklerinin hesabını yaparken, az tecrübeli ya da tecrübesiz ekiplerde ise başlarına gelebilecek sorunları nasıl çözeceklerinin endişesini taşır gibiydiler.<br />
Senso One (eski adıyla Mari Cha 4) son dakikada İstanbul’a gelmesini erteleyince ben de Oğuzhan Too ekibiyle start hattında yerimi aldım. Bu yarışta rolüm ana yelken trimi, biraz da strateji. Neyseki rüzgar iyi, arkası da gelecek diyor baktığım hava raporları. Saat 13:00 da parkurun komite botu tarafından tam zamanında en önde start aldık ve Sarayburnu’nu 1. durumda bordaladık.Hemen dibimizde gelen Provezza 5 ve Provezza 6 ile Uluç haricindeki ekipler daha ilk saatlerde geride kalmaya başladılar bile. Rüzgarın şiddetini artırmasıyla beraber güneş batmadan Marmara adasını bordalamıştık bile. Özellikle Marmara Adası ile Çanakkale boğazı girişi arasında kalan bölge hem dalga hem de rüzgar yönü açısından en keyif aldığım kısım oluyor. Burada tekneler en yüksek ortalama hızlarına ulaşabiliyorlar.Buralarda atılması gereken mecburi birkaç kavança tecrübesiz ekiplerin olduğu kadar tecrübeli ekiplerin de başını ağrıtabiliyor. Nitekim bu sene de Bozcaada’da UK Sails’in önü yırtık balondan geçilmiyordu. Çocuklar ertesi güne kadar canla başla çalışarak tüm balonları onardılar ve bir sonraki etabın startına hazır hale getirdiler. Bu sene balon gönderi ve direk kıranlar bile oldu.<br />
Karanlık basıp etrafı göremez olduğunuzda işler değişmeye başlıyor. Gündüz kolay kazanamayacağınız farkları yaratabiliyor veya bazı hatalarla çok geride kalabiliyorsunuz. Bizim için gece seyri oldukça verimli geçti: boğaza girerken gerisine düştüğümüz Porvezza’lardan biri ile 15kn hızla ilerlerken sancak-iskele pozisyonunda dipdibe geçtik.Bu tıpkı iki hayalet geminin karşılaşması gibi ürkütücü bir pozisyondu. Her seferinde olduğu gibi o gece de gemiler arasında dans ederek ideal rotamızı çizmeye gayret ettik – bu arada gemilerden de bolca küfür yedik. Aslında onları da çok haksız bulmuyorum; adamlar zaten o akıntıda zar zor dümen tutarken birden karşılarına çıkan yelkenlilerin her 10 saniyede bir sancak bir de iskele fenerlerini gördüklerinde neye uğradıklarını şaşırıyorlardır eminim.<br />
Boğazda genellikle kalma eğilimi gösteren rüzgar en az 12kn esmeye devam edince  ilk 3 tekne Bozcaada’ya 3:30 – 4:00 arasında ulaştık: Provezza 5 1. , biz Oğuzhan Too 2., Provezza 6 ise 3. ulaşmamıza rağmen bu yarışın mutlak favorileri olan Mumm30’lar az sonra gelerek podyumdaki yerlerini garantilediler.</p>
<p><strong>Bozcadaada – Çeşme</strong><br />
Bozcadaada startları hep keyifli olur. Hem rüzgar eser hem de mendirek tarafı bariz avantajlı olduğu için tekneler bu taraftan çıkmayı tercih ederler; sonuçta da kıyıdan izleyenler için müthiş bir görsel şölen ortaya çıkar. Biz yine iddialı bir start ile en öndeki yerimizi aldık ve egeye ilk açılan tekne olduk. Bu liderliği uzun süre götürmemize rağmen Midilli’den sonra yine Provezza’lara geçilip bir süre 3. konumda yola devam ettik. Midilli’yi açıktan almak bu kez avantajlı bir rota oldu. En açıktan alan tekneler daha fazla rüzgar ve dalga ile çok daha uzun süre hızlı gitmeyi başardılar. Provezza 6 ve Oğuzhan Jr bu rotayı tutarak doğru bir strateji gerçekleştirdi. Bu kez de bir diğer Mumm30 olan Oğuzhan Jr bize çok yakın gelmekteydi. Biz daha kestirme rotayı tercih ettik ancak yeterince rüzgarımız olmayınca yolu kısaltmak fazla işe yaramadı.<br />
Sakız’a yaklaşırken hava yine gariplikler yapmaya başladı. Nedense bu adanın her seferinde ilginç termiklerine şahit oluyoruz. Geçen sene burayı 40kn rüzgarla kelle koltukta geçmiştik, bu kez ise çok rahat oldu. Genellikle burada çokça balon yırtanlar için bu sefer hasarsız bir yolculuk tamamlandı. Saat 19 civarlarında Provezza 6-Oğuzhan Too-Provezza 5 sıralaması şeklinde finişe girdik ancak yine Mumm30’lar yakın gelmeyi başararak ilk sıraları kaptılar.</p>
<p><strong>Çeşme – Bodrum</strong><br />
Hava raporlarından en ilginç yarışın bu olacağı belliydi. En son 2004’te buna benzer bir hava ile Idefix’te yarışmış ve sabaha karşı 4 sularında finişe girerek kazanmıştık. Uzun ve stresli bir yolun nasıl olduğunu iyi biliyorum. Daha starttan hemen sonra Beyaz Burun’da durum ilginç bir hal aldı. Bazı tekneler Sakız Adası tarafını tercih ederken bazıları ortada kaldı bazıları da (biz , Orient Express 5, Uno ve Provezza 5) kıyıya yakın seyrettik. İyiki de bizim kıyıda kalmışız çünkü hem kısa yol hem de daha iyi rüzgar basıncı ile arkadan kopmaya başladık. Özellike adaya çok yakın giden Mat12, Provezza 6 ve Mandinga burada çok rüzgarsız kaldılar ve çok geriye düştüler. Fourni’ye doğru uzun süre orsa, dar apaz, apaz şeklinde rotalarla defalarca yelken değiştirip yolumuza devam ettik. Kanala 1. girmemize rağmen Provezza 5 adaya çok yaklaşan bir kavança atıp oradan aldığı kuvvetli bir sağnak ile önümüze çıkmayı başardı. Genellikle bu kanalda hava eser ancak nedense bu sene pek öyle olmadı. Hatta arkadan gelen tekneler arayı iyice kapattılar. Kanaldan çıktıktan sonra bizim stratejimiz hep sağda kalmaktı ve öyle de yaptık. Diğer tüm rakipler de tam tersine sol tarafı tercih eden bir rota çizdiler. O tarafta grubun liderliğini yapan Provezza 5 ve Orient Express 5 ardından Uzma ve Oğuzhan Jr ile durumun ne olacağı son kavançaya kadar belli olmayacaktı. Hatta uzun süre sol taraf daha avantajlı durmasına rağmen saatler akşamı gösterdiğinde biz daha fazla basınç ile yavaş yavaş filonun önüne çıkmayı başardık. Saat geceyarısına yaklaşırken tüm filoyu arkamıza almış ve temiz bir şekilde finiş rotasını tutmaya başlamıştık. Çoğu zaman korktuğumuz durum olan havanın Türk sahillerine yaklaşırken kalması bu sene de tekrarlanan bir senaryo oldu. Gecenin karanlığında rakiplerin kim olduğunu bir taraftan tahmin etmeye çalışıp onlara göre taktikler belirlerken en ufak rüzgar sağnaklarını da yakalamaya gayret ederek finişe ilerledik. Arkamızdan geçen bir Provezza’yı kollayacak şekilde son kavançalarımızı attık ve artık finiş hattına doğru dar apaz ilerleyen son rotayı tuttuk. Normal şartlarda bu pozisyondan bir yarış vermezsiniz ama karanlıkta rüzgar boşluklarını görememek bir anda herşeyi değiştirebiliyor. Rüzgaz bir açtı bir çekti biraz kaldı ve Provezza 5 sanki biz orada değilmişiz gibi rüzgaraltımızdan duraksamadan geçti, hatta 4dk gibi bir fark ta atarak finişe 1. ulaştı. Biz ise yine bir 2.’lik ile yetindik. Bu kez Mumm30’lar gelmeyi başaramadı neyseki ve sıralama da bu şekilde gerçekleşti.</p>
<p><strong>Bodrum koyiçi yarışları</strong><br />
Bir günlük dinlenmenin ardından sabah harika bir rüzgar ile uyandık. Kahvaltıda muhabbet yarış yapılıp yapılmayacağı idi çünkü bir kısım yarışçılar komitenin bu havada yarış yapacağına inanmıyorlardı. Ben ise tam tersini düşünüyordum. Ne de olsa tüm tekneler en zorlu koşullarla Ege’yi aşıp Bodrum’a varmışlar ve harika şartlarda yarış yapmaya hazırlar. Oysa o da ne; komite ilk günkü tüm yarışları iptal etti. Nedense belli bir saate kadar erteleme gereği bile duymadan!  Bizler yarışmaya gelmiş ekipler olarak teknemizi donattık ve çıkıp o iptal edilen şartlarda 3 saat müthiş keyifli antrenman yaptık. Hatta 2 yarış rotasını da tamamladık ve marinaya döndük. Tüm atrenmanımız boyunca açıkta hava maksimum 27kn minimum 17kn ve ortalama olarak ta 22kn esti. Hangi kıstasla iptal edildiği belli olmayan bu gün malesef tüm yarışseverler için bir kayıp oldu. Malesef ertesi gün hava kaldığı için ancak iki yarış yapılabildi, son gün ise ancak bir yarış yapılarak toplam 3 koyiçi yarışı ile hafta tamamlandı.<br />
Koyiçi yarışları her zaman keyifli oluyor. En azından birkaç tekne burun buruna mücadele ediyor ve sonunda geçip geçiliyorsunuz ama her durumda keyifli bir yarış yapıyorsunuz. İkinci gün yapılan iki yarışta da rakpilerimize üstünlük sağlayarak 1.liğe oturduk ve son gün yapılacak yarışta nasıl defans yapacağımızın hesaplarına başladık.<br />
Ancak son günkü yarış ilginç oldu. Havanın azalması genellikle avantajlı olan sağ tarafı belirsiz hale getirdi. Biz stratejimizi açıktan yani soldan gidecek şekilde belirlemiştik ve ona göre start aldık. Hemen altımızda olan Provezza’nın üzerinden yürümeye başlayınca mecburen tramola attılar ve diğer Provezza ve filonun çoğunluğu ile sağ tarafa uzadılar. Bizimle birlikte sola açılanlar ise Mat12, Orient Express 5 ve Oğuzhan Jr oldu. Çatal Ada önünde attığımız tramola ile çeken sağnağın içerisinde çok uzun süre kalmayı başardık ve sağa giden tüm rakiplerin çok önüne çıktık. Artık bundan sonrası bizim için daha kolay oldu. Tek dikkat etmemiz gereken hızımızı koruyup arka grup ile aramızı açmak olmalıydı. Ancak finişe yaklaşırken bu pek de kolay olmadı çünkü bizde hava azalırken rakipler arkadan taze hava ile gelmeye devam ediyorlardı. Hatta finişten az önce rüzgarsız bir alana çaktığımızda arkamızdaki Orient Express 5 bir anda tepemize bindi ve yarışı bizden kopardı. Aynı şekilde bu durum Oğuzhan Jr’a da yaradı ama neyseki sonuçlar genel klasmanı etkilemedi. Haftayı galip olarak tamamlamanın gururu ve sevinci ile marinaya dönerken yolda neleri öğrendiğimizin kapsamlı bir değerlendirmesini yapmayı da ihmal etmedik.<br />
Hep anından keyif aldığım bir başka güney yarışı oldu benim için!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=78</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kaptanın seyir defteri: 21/06/06</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=77</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=77#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 09:29:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[4.Figaro güncesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Figaro Cannes-Istanbul Milliyet Gazetesi Ekibi / Lionel Pean - Arif Gurdenli
Bugun yeni yelkenlerimize kavusacagimiz icin cok heyecanliyiz. Lionel ozellile Akdeniz sartlarini dikkate alarak North Sails&#8217;e ana yelken, buyuk genoa, buyuk spinnaker ve kucuk spinnaker siparisi verdi.
Ana yelkenimiz normalden daha torlu ve daha hafif bir kumas kulanilarak uretildi. Bu yelkenin standardinda Pantex kumasi kullaniliyor. Buyuk genoa&#8217;miz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Figaro Cannes-Istanbul Milliyet Gazetesi Ekibi / Lionel Pean - Arif Gurdenli</p>
<p>Bugun yeni yelkenlerimize kavusacagimiz icin cok heyecanliyiz. Lionel ozellile Akdeniz sartlarini dikkate alarak North Sails&#8217;e ana yelken, buyuk genoa, buyuk spinnaker ve kucuk spinnaker siparisi verdi.<br />
Ana yelkenimiz normalden daha torlu ve daha hafif bir kumas kulanilarak uretildi. Bu yelkenin standardinda Pantex kumasi kullaniliyor. Buyuk genoa&#8217;miz ise yine daha torlu bir secim; bunun kumasi ise kevlar ve panel yelken. Figaro sinif kurallarinda 3DL yelken kullanmak yasak. Ozellikle maliyetlerin daha asagida tutulabimesi icin boyle bir sinirlama getirilmis. Daha yuksek performans ureten bir takim 3DL yelken 25.000 euro civarinda tutarken kurallara uygun bir takim yelken maliyeti 12.000 euro&#8217;yu pek gecmiyor. Ana yelken ve balonlari 2 sezon kullanabilirsiniz ancak ganoalari her sene degistirmekte fayda var. Yuksek performans icin elbette.</p>
<p>Yelkenler gelene kadar teknedeki eksikler uzerinde calistik. Uzun yola cikacak tekneler icin getirilen ekstra guvenlik ekipmanlari var ki bunlarin eksiksiz olarak bulundurulmasi ve olcucuye gosterilmesi gerekiyor.</p>
<p>Oglene godru yelkenler geldi ama malesef sponsorumuz Milliyet&#8217;in logosunu yapistirmayi unutmuslar. Neyseki atolye yakinda; hemen anayelken geri gitti, biz de bu arada Vakko logolarini genoalara yapistirdik. Saat 4 civarinda yelkenlerimizin gelmesiyle birlikte hemen denize cikip nasil olduklarina baktik.<br />
Tumu sorunsuz ve mukemmel cikti. Ozellikle balonlara geldiginde dikkatli bakmak lazim cunku bazen fabrikada koselerin yanlis acida dikildigi veya panellerde dikisler arasinda potluklar olustugu uretimler olabiliyor. Boyle bir durumda yelkeni duzeltilmesi icin hemen geri gondermeye cunku dusuk performansa hic tahammulumuz yok.<br />
Balonumuzda bulunan devasa Turk bayragi ile Yunanistan kiyilarinda ilerlerken acaba basimiza bir is gelirmi diye sakalastik. Balon gercekten gormeye deger - websitemde resmini yayinladim.<br />
Yarin da butun gunumuz teknenin hazirliklari ve olcu islerinin tamamlanmasi ile gececek. Bir de tekneyi iyice bosaltip gereksiz ne kadar esya varsa disari atmamiz lazim. Ne kadar hafif olursak o kadar hizli gidiyoruz cunku.</p>
<p>23 Haziran gunu yapilacak olan Prolog koyici yarisi ekiplerin gucunu tartmamiz acisindan cok onemli bir kistas olacak.</p>
<p>Obur gun gorusmek uzere &#8230;</p>
<p>Arif Gurdenli-Lionel Pean</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=77</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dehler 39SQ</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=99</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=99#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 16:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1.Test sürüşleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Dehler uzun zamandır binme fırsatımın olmadığı ancak çok sevdiğim teknelerden biri. Sağlamlığı, kalitesi ve performans ile konforu iyi birleştimesiyle ünlü Alman tekneler yeni tasarımları da her sene kataloğuna ekliyor.
Bu gün, orta boy teknelerden 39SQ’ dayız. Türkiye şartlarında en ideal boylar bana göre 38-42’ arası. Hem bakımı kolay, hem masrafı kontrol edilebilir boyutlarda, hem de birkaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dehler uzun zamandır binme fırsatımın olmadığı ancak çok sevdiğim teknelerden biri. Sağlamlığı, kalitesi ve performans ile konforu iyi birleştimesiyle ünlü Alman tekneler yeni tasarımları da her sene kataloğuna ekliyor.<br />
Bu gün, orta boy teknelerden 39SQ’ dayız. Türkiye şartlarında en ideal boylar bana göre 38-42’ arası. Hem bakımı kolay, hem masrafı kontrol edilebilir boyutlarda, hem de birkaç kişi rahatlıkla gezer ve yelken açarsınız. İçerisinde uzun zaman geçirmeyi düşünürseniz de bu boy teknelerde fazla sıkılmazsınız.<br />
Ataköy Marina G iskelesinin hemen başında bizi bekleyen teknemiz lacivert opsiyonlu gövdesi, 3 gurcatalı uzun arması ve büyük dümen dolabıyla dikkati çekmekte. Binmek üzere iskeleye çıktığımda ilk yaptığım bu çekici bayanı baştan aşağı süzmek oldu.<br />
Kıçta küçük bir yüzme platformu ve yüksek kıç aynası ile tipik bir yelkenli yat görüntüsü çizmekte. Dümenin başındayken üzerine oturabileceğiniz arka kısım tüm en boyunca devam ediyor. Sağ ve sol oturma parçalarının kapağını kaldırdığınızda, ustutmaça, bidon, kova vb donanımlarınızı yerleştirebileceğiniz iki geniş dolap buluyorsunuz. Bu kapakların üzeri de teknenin güvertesi ile bütünlük sağlayacak şekilde tik kaplı.<br />
Dümen dolabımız gerçekten büyük. Opsiyonel olarak bu büyüklüğü tercih edebileceğiniz gibi, eğer sadece gezi amaçlı kullanacaksanız daha küçük bir dümen de takabilirsiniz. 40bg’lik dizel Volvo motorun panosu bu alanda sancakta konumlandırılmış; iskele tarafta ise gaz tüpünün yerleştirildiği kapaklı bölme var. Ortada masa göremiyorsunuz çünkü portatif masayı gizlendiği yerden çıkartıp dikey haznesine sokmak gerekiyor. Bu bence iyi düşünülmüş bir ayrıntı çünkü performanslı bir şekilde yelken yaparken son isteyeceğiniz şey manevralar esnasında ayağınıza dolanacak bir masa olurdu sanırım. Masanın özelliği her yöne dönebilir ve uzanabilir olması.<br />
Anayelken arabası dümenin hemen önüne yerleştirilmiş. Teknemizde üstte 3’lü ve altta 3’lü makaralar ile yük altıya bölünüyor. Rüzgarda yük altında denedim, anayelkenin boşunu almak oldukça zor; ıskotanın bir ucuna yükü bölen ekstra bir ip donanımı yapmak iyi olabilir.<br />
Selden marka armamız oldukça büyük: 18.70mt. 3 gurcatalı bu direk tekneyi çok sportif yapmış. Çarmıkların rod oluşu ve çarmık ayaklarının özel bir bağlantı yoluyla teknenin salma üzerinden geçen güçlü bir postanın üzerine sabitlenmesi armaya istediğiniz kadar yüklenebileceğiniz izlenimini veriyor. Kıç ıstralya ise ikiye bölünerek sağa ve sola ayrılıyor. Ayarlaması sol taraftan vinç kolu yardımı ile yapılıyor.<br />
Vinç donanımı klasik 4’lü şeklinde: arkada Harken 46’lik kendinden kıstırmaçlı aluminyum vinçler cenova ve balonu kontrol ediyor. Önde piyanoda duran iki vinç Harken 40’lık kendinden kıstırmaçlı aluminyum ve bunlar ise sağ ve solda beşer kıstırmaçtan geçen mandarları kontrol ediyor. Sancak piyano vincinin elektrikli olması az kişiyle çalışırken işimizi çok kolaylaştırıyor.<br />
İçeri girerken dikkatimi cam kapak çekti. Dehler patentli bu sistem 3 yollu bir ray sistemi şeklinde çalışıyor. Teknenizi açtığınıza ön kapak aşağıya kaydırılıyor ve haznesinde sabit duruyor.</p>
<p><strong>İç mekan</strong><br />
İç kısım koyu olmayan mat kiraz kaplama ile döşeli. Her kapağın arkası da aynı şekilde tamamlanmış. Hatta dolapların içerisinde astarlar bile var! Meriven basamaklarının altında Volvo motorumuz mevcut ve motorun günlük bakımlarını motor kapağını açmadan, sadece yukarısındaki küçük kapağı kaldırarak yapabiliyorsunuz.<br />
Mutfak kısmı iskelede banyo ise sancakta konumlandırılmış. Mutfakta 2 gözlü evye, büyükçe bir buzdolabı, çekmeceler ve dolaplarıyla uygun bir çözüm sunuyor. Tuvalet ve duşu barındıran kısım ise biraz ilginç: bu bölümün içinden arkaya doğru açılan bir kapak var ve bu kapağın arkasının ne olacağına siparişte karar veriyosunuz. İster depo (bu teknede öyle) , ister yukarıdan da erişilen bir kaptan kabini ya da isterseniz standart bir kabin olabiliyor.<br />
Harita masası uygun büyüklükte sancakta duruyor. Oturduğunuzda öne bakan bu masanın yan duvarında özel yapım elektrik panosu mevcut. Oturağın altına eşya koyabilirsiniz.<br />
Orta kısımda 8 kişinin yerleşebileceği sağ ve sol oturma grupları bulunuyor. Katlanır masayı açtığınızda rahat bir yemek alanı elde ediyorsunuz. Bu masayı opsiyonel olarak yatağa dönüşebilir şekilde sipariş edebiliyorsunuz. Masanın ön tarafında ise direğin tabana oturan kısmı duruyor. Dehler bu parçayı süngerli deri kaplayarak hem bizi darbelerden korumuş hem de şık bir görüntü kazandırmış.<br />
Kıç kabin iskelede. Geniş iki kişilik kabinin içerisinde eşyalarınızı yerleştirebileceğiniz dolaplar var ancak bu kabin biraz basık. Aküler de bu kabinin yatağının altında gizli. Önde ise daha büyük bir master kabin bulunuyor. Bu kabinin tavanında 2 küçük ve1 büyük açılır lumboz mevcut. Hem aydınlık hem de ferah bir oda.</p>
<p><strong>Yelken seyri<br />
</strong>Tekneyi iyice gezip dolaştıktan sonra sıra denize açılmaya geldi. Ben tekneyi gezerken poyraz rüzgar da yavaş yavaş oturmaya başladı, zamanlamamız mükemmel.<br />
Hareket alanımız bağlı olduğumuz yerde çok dar olmasına rağmen iskeleden ayrılmak çok kolay oldu. Teknemizin manevra kabiliyeti iyi gözüküyor. Elbette bunu dönüşte daha net anlayacağız çünkü geri geri yapacağımız giriş manevrasında hataya fazla yer yok.<br />
Denize çıkınca ilk işim dümeni bırakıp anayelkeni basmak ve ardından cenovayı açmak oldu. Anayelken gezi amaçlı üretildiği için direk rayı içerisinden geçen parçalar basılmasını kolaylaştırdı.<br />
Rüzgar 8kn civarında başladı ancak sağnaklarla birlikte 14kn’a kadar yükseldi. Teknemizin yelken performansı çok tatminkar. Zaten Dehler tekneler özellikle denizci ve sportif yapısıyla ünlü ve 39SQ da bunu doğruluyor. Geniş orsa seyrinde tekne hızımız 7.5 – 8kn civarında tutunuyor. Bu gezi tipi yelkenlerlen dar orsa gitmek verimsiz olacağı için ben de hızlı rotayı tutmayı tercih ediyorum.<br />
Bir kaç tramola ve kavança attık, tekne hem çok iyi dümen dinliyor hem de iyi geribildirim veriyor. Dümen yükü kuvvetli sağnaklarda bile kontrol dışına çıkmıyor ve tekneye iyi hükmediyor. Rotayı düz tutmak için anayelkeni fazla boşlamak zorunda kalmadım.<br />
Anayelkenin bu sistemle kullanılması için başındda mutlaka bir kişinin durması gerekiyor. Cenovalar %105 olduğundan kontrolü ve manevrası çok kolay.<br />
Dar apaza döndüğümüzde hızımız da 8.5kn civarına yükseldi. Sadece anayelken + cenova ile bu sürat oldukça tatminkar bence.<br />
Testimiz boyunca deniz çok düz olduğu için dalga performansı ile ilgili fazla yorum yapamayacağım ancak tekneden aldığım hisler bana dalgada da orsada çok iyi gideceği mesajını verdi. Elbette pupa performansını diğer teknelerle kıyaslayarak ölçmek lazım çünkü 1.095 IRC ölçü belgesine sahip bu teknenin dişli rakipleri de olacaktır.<br />
Testimizi tamamladıktan sonra marinaya döndük ve yanaşma operasyonunu gerçekleştirdik. Tekneyi ilk kez kullanmama rağmen o dar alana girmem hiçte zor olmadı, tek manevra da kolayca yanaşabildik. Aslında teknemiz verdiğiniz her komutu başarıyla uyguluyor ve size sadece onu iyi yönlendirmek kalıyor.</p>
<p><strong>Sevdiklerim:</strong><br />
- Sağlam ve kaliteli yapı<br />
- Dümen hissi<br />
- Teknenin genel çizgileri ve tasarımı</p>
<p><strong>Sevmediklerim:</strong></p>
<p>- Kıçtan tekneye biniş yüksekliği<br />
- Tuvalet içinden geçilen kıç kabin<br />
- Anayelken ıskota sistemi</p>
<p><strong>Özellikler:</strong></p>
<p>Boy: 11.99mt<br />
En: 3.85mt<br />
Derinlik: 1.98m<br />
Ağırlık: 7600kg<br />
Salma: 2945kg<br />
Direk boyu: 18.73mt<br />
Anayelken: 48m2<br />
Cenova: 32m2<br />
Balon: 111m2</p>
<p>Kıyaslama için: Beneteau 40.7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=99</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sponsorluk</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=75</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=75#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 13:17:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sponsorluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Ana Sponsorlara sağlanan faydalar :
Profesyonel PR çalışması
Tekne gövdesi ve yelken üzerinde logo
Kıyafetler üzerinde logo
Resmi web sitesinde tanıtım
Sponsor firmanın tanıtım çalışmalarına katkı
İsim, görüntü ve resimlerin kullanım hakkı
Eğitim seminerleri verilmesi
Verilen maddi desteğin tümünün yeni sponsorluk yasası gereği gider yazılabilmesi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ana Sponsorlara sağlanan faydalar :<br />
Profesyonel PR çalışması<br />
Tekne gövdesi ve yelken üzerinde logo<br />
Kıyafetler üzerinde logo<br />
Resmi web sitesinde tanıtım<br />
Sponsor firmanın tanıtım çalışmalarına katkı<br />
İsim, görüntü ve resimlerin kullanım hakkı<br />
Eğitim seminerleri verilmesi<br />
Verilen maddi desteğin tümünün yeni sponsorluk yasası gereği gider yazılabilmesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=75</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Navigasyon yazılımı - Expedition</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=71</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=71#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 10:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[3.Ekipman tercihlerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[Yarış performansını yükseltmek isteyen her teknenin taktisyeni/navigatörü güçlü bir yazılıma ihtiyaç duyar. Bu yazılımlar basit anlamda harita ve rota çıkartmak için kullanılırken, daha gelişmiş olanları teknenizin tüm elektronik bilgilerini polar diyagram ve hava raporları ile de birleştirerek size hedefinize en hızlı ulaşabileceğiniz rota önerilerini getirir.
Önceleri Maxsea Pro kullanmaktaydım ancak artık Expedition (www.iexpedition.org) yazılımına geçiş yaptım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yarış performansını yükseltmek isteyen her teknenin taktisyeni/navigatörü güçlü bir yazılıma ihtiyaç duyar. Bu yazılımlar basit anlamda harita ve rota çıkartmak için kullanılırken, daha gelişmiş olanları teknenizin tüm elektronik bilgilerini polar diyagram ve hava raporları ile de birleştirerek size hedefinize en hızlı ulaşabileceğiniz rota önerilerini getirir.</p>
<p>Önceleri Maxsea Pro kullanmaktaydım ancak artık Expedition (www.iexpedition.org) yazılımına geçiş yaptım. Yeni Zelanda’da geliştirilen ve Volvo Ocean Race yarışçılarının neredeyse tümünün kullandığı bu programın üstünlükleri :</p>
<p>- tüm yarışı kaydetmesi ve sonrasında bunu izleyebilmeniz</p>
<p>- rota belirlemedeki üstünlüğü</p>
<p>- yelken testlerini kaydedebilmeniz</p>
<p>- elektronik kalibrasyonu</p>
<p>- TWD, Leeway, Drift verilerini üretebilmesi</p>
<p> Sitesinden 30 günlük deneme amaçlı indirip kullanabilirsiniz, memnun kalırsanız lisans ücretide gayet uygun : sadece 1250 USD.</p>
<p>Deneyin, çok seveceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=71</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kazanmak ve kazandırmak</title>
		<link>http://www.arifgurdenli.com/?p=103</link>
		<comments>http://www.arifgurdenli.com/?p=103#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2008 20:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arifgurdenli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[2.Köşe yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifgurdenli.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[İş dünyasındaki hedeflerimiz bizlere sürekli çözmemiz gereken çatışma senaryoları ile karar opsiyonları oluşturmakta; ister rakip şirketlerde olalım isterse aynı kurumda &#8230;
Eğer kendi hedeflerimiz ile karşı tarafın hedefleri birebir tutmuyorsa – ki çoğu zaman tutmuyor – ortaya kazan/kazan, kazan/kaybet ve kaybet/kaybet senaryolarından biri çıkıyor. Kazanmaya gayret ederken kaybetme durumuyla karşılaşmak ise malesef en sık karşılaşılan durumlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İş dünyasındaki hedeflerimiz bizlere sürekli çözmemiz gereken çatışma senaryoları ile karar opsiyonları oluşturmakta; ister rakip şirketlerde olalım isterse aynı kurumda &#8230;<br />
Eğer kendi hedeflerimiz ile karşı tarafın hedefleri birebir tutmuyorsa – ki çoğu zaman tutmuyor – ortaya kazan/kazan, kazan/kaybet ve kaybet/kaybet senaryolarından biri çıkıyor. Kazanmaya gayret ederken kaybetme durumuyla karşılaşmak ise malesef en sık karşılaşılan durumlardan biri. O halde nasıl sürekli kazanan tarafta olmayı başarabiliriz?<br />
Kültürel değerlerimizden yola çıkarak çatışmaların ve pazarlıkların çözümlenmesine yakından baktığımızda, buluşmaların genellikle iki tarafın da birşeylerden ödün vererek gerçekleştiğini görmekteyiz. İlişkileri zedelememesi açısından pozitif bir tutum olarak algılanmakla birlikte bu durum aslında her iki tarafın da kaybı olduğu anlamını taşımaktadır. Öte yandan daha iyi bir alternatif olan işbirlikçi yaklaşım tarafların sürekli ortak amaçlar ve faydalar bulmaya çalışmasına yönelik kazanma arayışlarıdır.<br />
Kazanma durumu beklentinin üzerinde bir getiriyi yansıtırken kaybetme durumu tam tersine, beklentinin altında kalan bir getiriyi gösterir. Örneğin GM tarafından sağlanan ekstra 100.000 YTL’lik bütçeyi eşit olarak paylaşan satış-pazarlama ile teknoloji birimlerinden biri kazandığını düşünürken diğeri masadan kayıpla kalktığını söyleyebilir; aslında her iki birimin de aldığı pay aynıdır.<br />
Kazanma kavramı gerçeklerden çok hisleri içermekte olduğu için çözümü de rasyonelde aramak bana yanlış geliyor. Kazanma hissi beklenti ile ters orantılı olduğuna göre, işbirliğindeki temel strateji beklentileri doğru yere konumlamaktan geçiyor. Eğer taraflar makulun üzerinde bir beklenti içerisinde hareket ediyorlarsa ortaya muhtemel bir kaybet senaryosu çıkmakta. 1991 yılında aynı sene içerisinde Romanya’daki Balkan Şampiyonası’nda aldığım gümüş madalyaya derinden üzüldüğümü ancak Palma’daki İspanya Kraliyet Kupası’nda elde ettiğim 3.lüğe çılgın gibi sevindiğimi çok net hatırlıyorum.<br />
Kazan/kazan denkleminin  gerçekleşmesi için her iki tarafın da kazandığı hissini yaşaması ancak beklentilerin karşılıklı olarak anlaşılmaya çalışılmasına odaklanmak ile gerçekleşebilecektir. Bunun için de öncelikle yapılması gereken kendi duruşunu daha da sağlamlaştırmaya yönelik adımlar atmak yerine anlaşma çerçevesini yeniden tanımlamaya çalışmak olabilir.<br />
İhtiyaçları ve beklentileri anlamak zor bir süreç olduğu için ne yazık ki iş dünyasında nadiren tercih edilmekte. Çalışanların çoğu açık iletişimi tercih etmiyor. Tahmin etmek ya da varsayımda bulunmak çok daha kolay ancak büyük olasılıkla yanıltıcı. Yapılması gereken ise oldukça basit (sadece sabır gerektiriyor) : iyi sorular sormak ve karşı tarafa “seni anlamak istiyorum” güvenini vermek: neye ihtiyacı var, bunu neden istiyor, kaygıları neler, beklentisi ne &#8230; Açıkça sorma ve paylaşma durumunun gerçekten mümkün olmadığı durumlarda ise kendimizi gerçekten karşı tarafın yerine koyarak, o konumu iyi anlayarak ve gerekirse o işin/pozisyonun özelliklerini, ortamını ve çalışma şeklini iyi öğrenerek nispeten daha gerçekçi yorumlar yapabiliriz.<br />
Ardından anlamamız gerekenler, karşı tarafın bizim beklentilerimiz hakkında ne düşündüğü, uzlaşmanın önünde hangi engellerin olabileceği ve bunları kaldırmak için ne gibi aksiyonları almaya karşılıklı hazır olduğumuz. Unutmayalım ki insanların çok temel (ve güçlü) bazı ihtiyaçları vardır: kendini güvende hissetme, aidiyet hissi, takdir edilme, maddi kazanç, kontrol edebilme gücü gibi &#8230; Bu ve benzeri ihtiyaçlar dikkate alındığı ölçüde uzlaşmalar da kolaylaşacak ve karşılıklı yaratılan değer yükselecektir. Temelde:<br />
- taraflar rakip değil ortaklaşa çözüm üreticilerdir<br />
- amaç zafer kazanmak değil akıllı bir karara varmaktır<br />
- tavizler istemek yerine kimin ne alacağını kararlaştırmak iyidir<br />
- yanlış yönlendirmeler ve hileler değil adaletli ilkeler gereklidir<br />
- konuma saplanmak yerine ihtiyaçlara odaklanılmalıdır<br />
- baskı oluşturmak yerine nedenleri ortaya sürmek sağlıklıdır.</p>
<p>Başarılı uzlaşmanın kanımca tek bir doğrusu var: tüm tarafların “kazandık” hissiyle masadan kalkması! Siz en son ne zaman kazanırken kazandırdığınızı da hissettiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifgurdenli.com/?feed=rss2&amp;p=103</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
